WEB TV

HaberTrak – Tekirdağ Haber – Tekirdağ Son Dakika

“Eğitimin içler acısı hali”

“Eğitimin içler acısı hali”
Bu haber 17 Ocak 2020 - 11:37 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Eğitim İş Tekirdağ Şube Başkanı Hüseyin Eren, 2019-2020 eğitim öğretim yılı yarıyıl değerlendirme raporuyla eğitimdeki içler acısı tabloyu açıkladı.

Yarıyıl raporunda; eğitim kurumların durumunu dile getiren Eren; tarikatların yasal maskesi olan dernek ve vakıflarla imzalanan protokollerin, eğitimi tarikatların, cemaatlerin arka bahçesi haline getirmeye çalıştığı bir yarıyılın geçtiğini söyledi.

“AHLAK DERSİ SKANDALLARIYLA ÜNLÜ ENSAR VAKFINA VERİLDİ”

Eğitim İş Tekirdağ Şube Başkanı Eren, cinsel istismar skandallarıyla toplum vicdanında yara açan Ensar Vakfı’nın, okullarda “ahlak” dersi verebilir hale geldiğini ve adı yolsuzluklarla anılan Deniz Feneri Derneği’ne, okullarda iyilik öğretmesi görevi verildiğini ifade etti.

Yarıyıl ile ilgili değerlendirmede bulunan Eğitim İş Tekirdağ Şube Başkanı Eren; “Vaatler, sözler eşliğinde başlayan ve maalesef bizleri hiç yanıltmayacak kadar kötü geçen 2019-2020 Eğitim ve Öğretim Döneminin ilk yarıyılı sona ermiştir. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un ‘Türkiye’nin eğitim sisteminin tamamını, tüm alt sistemleriyle birlikte geleceğe hazırlayacağız’ diyerek ilk ders zilini çaldığı dönem, eğitimi geleceğe taşımak bir yana dursun, on yıllarca geriye götüren uygulamalara sahne olmuştur.” dedi.

“ŞİDDET, EĞİTİMİN DEMİRBAŞI OLDU”

Okullarda yaşanan şiddet olaylarını aktaran Eren; “Okullarda inatla çözülmeyen güvenlik problemi, şiddeti meşrulaştıran politikalar ve ticarileştirilen eğitim sistemi ağır sonuçlara yol açtı. Okul ve üniversitelerde şiddet olayları arttı. MEB’in şiddete yönelimin sosyolojik bir olgu olduğunu kabul edip buna göre politikalar geliştirmek yerine okullara polisiye tedbirler sunması, sorunu çözümsüzleştirdi.” diye konuştu.

“ATAMASI YAPILMAYAN ÖĞRETMEN SAYISI CAN ALACAK KADAR ARTTI”

Ataması yapılmayan öğretmenlerin sayılarının arttığını dile getiren Eren; “Mesleğine kavuşturulmayan öğretmen sayısı, yarım milyona dayandı. MEB, kendi verilerindeki öğretmen ihtiyacına rağmen komik oranlarda atamalar yaparak tepki çekti. MEB’in bu vurdumduymazlığı can alır hale geldi. 2019’da ataması yapılmayan 9 öğretmen intihar etti. MEB’in öğretmen açığına dair açıkladığı rakamlar ile okullardan gelen bilgiler çelişti. MEB, adeta mikroskobik atamalar yaparak bu yarayı daha da kanattı.MEB’in trajikomik atama oranlarında bile adalet sağlanamadı. Bakan Ziya Selçuk’un liyakat getirecekleri söylemine rağmen, yandaş olmayanı ayıklama sistemi olarak yine sözlü mülakat yöntemi kullanıldı. KPSS’den çok yüksek puan alan öğretmen adayları dahi açıkta kaldı.” şeklinde konuştu.

“TARİKATLARIN KORUNDUĞU BESLENDİĞİ BİR DÖNEM OLDU”

Eğitimde tarikatların korunduğu bir dönem yaşandığını aktaran Eren; “Diyanet, 4-6 yaş çocuklarına yönelik Kuran kurslarıyla yetinmeyerek gözünü MEB’e bağlı ana okullara dikti. Protokollerle ‘Kuran Kursları Öğretim Programı’nın ana okullarda uygulanmasının önü açıldı. Tarikatların yasal maskesi olan dernek ve vakıflarla imzalanan protokoller, eğitimi tarikatların, cemaatlerin arka bahçesi yapmaya yaklaştırdı. Sendikamızın neredeyse tümünü yargıya taşıdığı, çağdaş, bilimsel, laik eğitimi savunanların sert tepkiler gösterdiği bu protokoller, inatla kapsamları genişletilerek tekrarlatıldı. Öyle ki; cinsel istismar skandallarıyla toplum vicdanında yara açan Ensar Vakfı, okullarda “ahlak” dersi verebilir hale geldi. Adı yolsuzluklarla anılan Deniz Feneri Derneği’ne, okullarda iyilik öğretmesi görevi verildi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın tarikatları bir kamu hizmeti olan eğitime dahil etmesinin, yurt ve okul açmama suretiyle yoksul çocukları tarikat kurumlarına mecbur bırakmasının bir acı sonucu da dönem sonunda Denizli’de yaşandı. Toplum vicdanı, hala Aladağ faciasıyla sızlarken, Denizli’de Süleymancılar tarikatına ait bir yurtta, belletmeni tarafından defalarca cinsel istismara uğrayan 12 yaşındaki bir erkek çocuğu intihar etmeye çalıştı. FETÖ ile mücadelenin dışında birçok muhalif bilim insanının görevden uzaklaştırıldığı akademi, daha da geri bir noktaya geldi. Tepeden inme getirilen rektör ve dekanlar, çağdaşlığa ve laikliğe aykırı söylemleriyle sık sık gündeme oturdu. Norm kadro yönetmeliğinde yapılan değişiklik çerçevesinde YÖK’ten üniversite yönetimlerine devredilen kadro tahsis yetkisinin ardından ilk kadro ilanı yayımlandı. Kadroların verildiği bölüm ya da fakülte belirtilmezken kadro detaylarının üniversitenin internet sitesinden de duyurulmaması dikkati çekti. Tepeden inme getirilen üniversite yönetimlerinin akademik durumunu ise Üniversite Araştırma Laboratuvarı’nın çalışması sobeledi. Çalışmaya göre 68 rektörün hiç makalesi yayımlanmazken 71’in rektörün makaleleri bugüne kadar hiç atıf almadı.” diyerek sözlerini tamamladı.

Habertrak/Ayşe Keşkek

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
WEB TV
Örnekler