WEB TV

HaberTrak – Tekirdağ Haber – Tekirdağ Son Dakika
Güven Serin

ÖNCE EKMEKLER DÜZELSİN!

ÖNCE EKMEKLER DÜZELSİN!
Bu haber 09 Temmuz 2020 - 14:34 'de eklendi ve kez görüntülendi.

1960 yıllarının ortasında Oktay Akbal’ın bir öyküsünün ismiydi; Önce Ekmekler Bozuldu! Ekmeğimizden başlayan bozulmanın haddi hesabı var mı? Bul biberden, et ürünlerine, süt ürünlerine, zeytinyağına kadar…

 

O güzelim saflık, doğallık, alın terinin insana yayılan hoşluğu nerelere gitti? Kurnaz ve hilebaz ticarete teslim oldu. Daha çok diye yola çıktı; tohum firmaları, ilaç ve gübre firmaları, daha çok daha çok ürün almanız için genleriyle oynanmış tohumları ekeceksiniz! Şu gübreleri kullanacak, şu ilaçları atacaksınız tarlalara. Tarlalara atılan ilaçlardan kim bilir kaç milyon hayvan öldü; yok yere ve zamansız…

 

Yediğimiz ekmeğin içindeki katkı maddeleri sayısı ve zehir olduğuna dair bir sürü açıklama… Bu açıklamaları destekleyen hastalık oranlarındaki artışlar, yaşam kalitemizin azalması; doğal yaşam, doğal tüketimden uzaklaştığımızın kanıtı değil de nedir?

 

Önce ekmekler bozulduysa, önce ekmeklerin düzelmesi gerekmez mi? Bu konuda en yetkili kurum kimdir? Tekirdağ Gıda ve Tarım Hayvancılık Müdürlüğü mü? Büyükşehir Belediyesinin sorumluluğu nerede başlıyor? Tekirdağ İl Sağlık Müdürlüğümüzün sorumluluğu ne kadar?

 

Ekmek ve su en temel ihtiyaçken, en çok tüketilen bu ürünlerin en kaliteli, en zararsız ve doğal olanı tüketilmesi; tüm kurumlarımızı ilgilendirecek bir sorumluluk alanı yaratmıyor mu? Beden sağlığı yerinde olan bir toplumun, hastane giderleri de az olacaktır, hapishane giderleri de! Çünkü beden salığı aynı zamanda ruhsal dengelere tesir etmez mi?

 

Ekmeklerdeki katkı maddelerine ilişkin yüzlerce binlerce kirli bilgi var. Bu bilgilerin yerinde olup olmadığını bizleri rahatlatacak açıklamaları ve ekmeğimizin bozulmuşsa kalitesinin yükseltilmesini denetleyecek kurumları, kuruluşları tam manasıyla sahada görmek istiyoruz.

 

Kirlenmiş bilgi arttıkça ekmek çeşitleri de arttı. Tam buğdayından, sarı ekmeğine, bilmem kaç tahıllısına kadar. Çeşit artıkça fiyatları da artıyor… İyi ama aynı oranda insanlarımızın sağlığı bozulduğu gibi hastalıklar da artıyor.

 

Günümüzden elli yıl önce Oktay Akbal, bir yazar olarak bir şey anlatmak ister; halkı, yöneticileri uyarmak ister; bozulmanın başladığının duyurusunu edebi yolla yapar. Bir sürü diziye hapsolmuş sevgili şehir insanımızın bu öyküden haberi var mıdır, yok mudur; bilinmez… Bilinen bir şey var; artık birçok doktor bile; “ Ekmek yemeyin! Ekmek yemeyin! “ diye açıklamalar yapıyor… Sularımız ise çoktan firmaların sularına teslim olmuş durumda…

 

Bu tür kuşkular, bu tür açıklamalar akıl almaz bir şekilde artıyor, insanların beden ve ruhsal sağlıkları bozuluyorken; şehrimizin üniversitesi nerede? İlgili bölümler bu konuda kamu yararına bilimsel çalışmalar yaparak; ekmeğimizin kalitesini en yetkili ve en bilimsel ağızdan açıklayamaz mı? Yoksa onların bu yetkisi çoktan eridi; kuşun yolunmuş kanatlarına mı dönüştü…

 

Önce ekmekler bozulduysa; şimdi de; önce ekmekler düzelemez mi? Şehir sevgisi, insan sevgisi ve toplum yararı, ülke menfaati düşünülerek; bu başlangıç bizim şehrimizden yapılamaz mı? Çok mu zor şeydir; önce ekmeklerin düzelmesi, önce şehir insanımızın sofrasındaki tadın, tuzun sağlıklı hale gelmesi?

 

Belli ki, önce ekmeğin düzelmesini beklerken, önce insanlarımızın aydınlanmasını istememiz lazım. Bir toplum, nasıl yaşıyor, nasıl düşünüyorsa idarecileri de aynı mantığın içinde kendi gafleti ve politik sloganlarıyla halkına yön veriyor, oy istiyor, koltuğun keyfini çıkartıyor.

 

Çalışmamın başlığı; Önce Ekmekler Düzelmeli! Ama önce insanlarımız aydınlanmalı! Olması çok daha makul… Önce insanlar okumalı, araştırmalı ve sorgulamalı! Bu kurumlar niçin var? Sürekli binaları büyüyen kurumların bilimsel, kanunsal, ahlaki büyüklüğü de sorgulanırsa; önce ve önce diye bir şey kalmaz; düzelme başlar; yaşama, fabrikaların zehirleri değil üretimleri akar.

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER