WEB TV

HaberTrak Gazetesi Haberleri
Güven Serin

TEKİRDAĞ’IN YAMAN HALLERİ–463

TEKİRDAĞ’IN YAMAN HALLERİ–463
Bu haber 11 Şubat 2019 - 12:31 'de eklendi ve kez görüntülendi.

ÇAYA ÇORBAYA LİMON

—————————————-

 

Tekirdağ’ın 85 yıldır yaşayan insanlarından birisidir Limoncu Hüseyin. Onu, yanık sesiyle; “ Çaya çorbaya limon, çaya çorbaya limooon” bağırışlarıyla her daim şehrimizin sokaklarında, caddelerinde görüyoruz.

 

Onun ifadesiyle limonculuk işini elli yıldan bu yana yapmakta. Durup küçük bir konuşma yaptığımızda iki büklüm görünen bedeninde ki dinçliği; kendi kendine yeten insanların, meşguliyet ve hareket içindeki zindeliğini gördüm; gözleri pırıl pırıl; parıldıyordu.

 

Yaşamı, yaşamsal ihtiyaçların mecburi olan kısımlarını eğlenceli, neşeli bir şekilde geçirmek, kabul etmek; neredeyse her gün sokaklarımızda bağıran Limoncu Hüseyin gibilere bağışlanmış bir lütuf sanki…

 

Çevremizde ki duyarsızlık, tembellik arttıkça kendi kendine yetmek şöyle dursun, hazırı, babadan, anadan, dededen kalan mirasları tüketmenin keyfini çıkartan ne çok insan görüyoruz. Var olanı yok etmeleri bir yana; tanıdık, akraba, konu komşu kimi yakalarlarsa kefillik cezasını da yüklemeyi bilen insanlar; vurdumduymaz tipler oldukça çoğaldı.

 

Etrafınızdaki telefon konuşmalarına bir bakın; çoğu, maddiyat üzerine tartışmaları yansıtıyor. Limoncu Hüseyin 85 yaşında onun söylemiyle elli yıldır limon satıyor. En azından ben 35 yıldır onun yanık sesini, işi, çalışmayı eğlenceli bir şekle soktuğuna tanıklık ediyorum.

 

Bu tür insanlara ne çok ihtiyaç var. Daha fotoğrafını çekmeye başlar başlamaz, ciddiyet içinde poz vermesi; bildik o seslenişini şiir okur, şarkı söyler gibi;

 

“ Limon; çaya çorbaya limooon” yaşamın, kıpırtının, var olmanın sesleri ne güzel…

 

TEKİRDAĞ’IN TURİZMİ KALMADI DİYORLAR!

———————————————————

 

“Üç başkent arasına sıkışmış” Tekirdağ’ın ezilip büzülmesi bundandır diyenler var. Üç kadim başkent; İstanbul, Bursa ve Edirne arasında bir şehir…

 

Böyle diyenlere katılıyorum dersem yalan olur. Her yerin kendi ruhu, güzelliği ve çirkinliği vardır. Yerleri öne çıkartan en önemli etken; yine insan ve insanlar oluyor.

 

Tekirdağ insanının; özellikle Süleymanpaşa’da yaşayanların ortak bir noktası; noktamız var;”aman bana dokunmayın! Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın!”

 

İşte; böyle diyerek bu şehir; yüz yıl içerisinde un ufak olmuş… Şimdi, yıkılan, biten, tükenen turizm ve ahşap binalar yeniden kaldırılmaya çalışılıyor. Elbet; büyük zahmet, imkân ve imkânsızlıklar içinde boğuşan bir şehir kimliği; Büyükşehir Belediyesi ve başkanı…

 

Tekirdağ Süleymanpaşa’nın turizmi, gece hayatı bitti diyorlar. Tekirdağ insanı, uyumayı sever diyorlar. Yandan çarklı vapurlar gibi kıyıdan kıyıdan eleştirir de insanı; bir türlü merkeze katılmaz diyorlar…

 

Hepsi bütünün parçaları… Bizler ne dersek diyelim; bu şehir kabuğunu kırmaya çalışıyor. Doğallıklarını artık tüm dünyaya ve bölge insanına sunmak istiyor. Güzelim dağlarını, denize paralel masalımsı tepelerini; zeytinini, zeytinyağını, şarabını, adaçayını, ıhlamurunu, masallarını, mitolojisini; Hora Fenerinin gizemli coşku dolu hikâyelerini; her şeyini…

 

Bu şehrin; tiyatrosu, opera, bale binaları yok diyorlar. Elbette yok. Bu şehir insanı bunu istemedi ki! Önceliği büyük araba, büyük ev, büyük kazanç oldu da bir türlü bunlar olmadı…

 

Bu şehrin konferans salonları, hipodromu, sanat merkezleri, gece hayatı yok diyorlar. Turizmi, yaşayan bir şehir ve şehir hafızasının tükendiğini söylüyorlar…

 

Bu şehir; hepsini işitiyor. Her şeyi biliyor. Sadece üç boyutlu zamana güveniyor. Bizim kendi şansımızı kullanamadığımız, şehrimizin; İstanbul’dan Çanakkale’ye, Kırklareli ve Edirne’ye uzanan inanılmaz yollarının, kervanlarının olduğunu görmeyenlerin hüznünü; bizler için bu şehir sineye çekiyor…

 

Karşımızda bir kıta; Asya; biraz ötemizde Ege; Yunanistan, Bulgaristan ve Karedeniz. Devasa bir şehir; İstanbul… Ne doğru dürüst bir deniz otobüsü; her gün seferler yapıp insanımızı ucuz, güvenilir bir seyahate davet ediyor; ne bir demiryolu…

 

Bu şehir kim bilir kaç kez çiğnendi, öldürülmek istendi de ölmedi; tam aksine, onun üzerinden geçenlerin izlerini; zamana; bugüne kadar taşıdı; Truva Destanından tutun da, Büyük İskender, Trak, Roma, Bizans Kralları, Osmanlı Padişahlarına kadar; herkesi içtenlikle bağrına basıp doyurdu bu şehir…

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
WEB TV
Örnekler