WEB TV

HaberTrak – Tekirdağ Haber – Tekirdağ Son Dakika

ZORLUKLAR DİRİ TUTAR İNSANI

ZORLUKLAR DİRİ TUTAR İNSANI
Bu haber 04 Aralık 2021 - 21:40 'de eklendi ve kez görüntülendi.

( 55 Yıllık Arkadaşım: Kuzey Rüzgârı )

Diyeceksiniz ki hangi insanı? İnsanlık yolunda yolculuğa çıkmış, diğer insanları şaşırtan insanı… Kuzey rüzgârı poyrazın hüküm sürdüğü şehri Tekirdağ’da sıradan bir gün içerisinde, rüzgârın sertliğini hesaplamamış olmanın üşüyen tarafında, Paşaköy’ün Balkanlardan gelen soğuklarını özleyerek yola çıktım.

Diğer günden biraz daha heyecan içinde arkadaşım Bülent Yorulmaz’ı ziyarete gittim. Yaşadığımız kısıtlı, can sıkıcı günleri başka başka üretimlere çevirmiş olan arkadaşım; geçtiğimiz yıl ölü bir bahçeyi, kendi elleriyle canlandırıp, çiçek şenliğine çevirip kokular dünyasında da çok önemli adım atmış olan arkadaşım şimdi de müzik alanında kendi devrimini sürdürüyor; on binlerce şarkıyı, yüzyılımızın ötesinden bugüne kadar arşivleyip düzenlediği haberini aldım.

Yolum, Yavuz Mahallesi’nin yoluydu. Atölyenin sıcak ortamından dışarı çıkar çıkmaz tanıdım 54 yıllık arkadaşım poyrazı-kuzey rüzgârını. O da beni tanımıştı. Zaman zaman üşümekten yana olduğumu bilir. Zorlanmanın, beden ve zihin motorlarını çalıştıracağını da o öğretti bana…

Gün, tam kabanlık-montluk bir günmüş. Hatta boyun bağını da almalıymışım… Kışlık bir gömlek ve kalınca bir ceket, poyrazın koynuma girmesini engellemiyordu. Çok seyrek; binde bir yaptığım işi yaptım; gömleğimin en üst düğmesini ilikledim. Ceketin yakalarını açarak birbiriyle birleştirip bir elimle de yakaları tutarak, üşümenin titreme sahnelerinden kurtuldum.

Bülent beni görür görmez ilk dikkati çeken gömleğin en üst düğmesi oldu. Gülümseyerek; “ Ağabey, sonuna kadar iliklemişsin!” , “ Ne yapacaksın Bülent, çaresizlik, zorluklar insan zihnini daha çok çalıştırıyor. Çare aramaya, çözüm bulmaya başlıyorsun.”

Ayakkabı boyacılığıyla geçinen vatandaşlarımızı gözlemlemişsinizdir. Poyrazın, Karayel’in en sert zamanlarında bile nafaka için otururlar müşteri bekledikleri en sağlam ayazın olduğu açıklık alanlara. Vücut ısısını iyice düşürmemek, görevlerine devam edebilmek için küçük, pratik bir çare üretirler. Eski bir yağ teneke içerisinde civardan buldukları çalı-çırpı ve odun parçalarıyla üşümüş, şişmiş ellerini bir güzel ısıtırlar…

Tarihe biraz daha detaylı inebilsek, uygarlıkların yokluktan çok, varlıktan, şımarmaktan, korkunç sefaya düşmelerinin üretememiş olmalarından yok olduklarını görürsünüz.

Günümüz insanı içinde bu böyledir. Her şeyi tam-TAKIR olmak, büyük bir avantaj gibi görünse bile asıl TEHLİKE orada başlar. Rahatlık, gevşeme, buzlanmaya, paslanmaya başlatır insanı. Durup dururken rahatımızı bozalım, sefilliğe düşelim demiyorum elbet…

Sıklıkla antrenmanlar yapmalıyız; gevşemelere yenilmemek, hünerlerimizi kaybettirecek olan o büyük ve korkunç rahatlığın bizi esir edecek saldırılara pabuç bırakmadan…

Anlamak için üşümeyi, açlığı, zorlukları, kenarlara itilmiş evlerde yaşayan kalabalık insanları; nasıl başa çıktıkları ve umutlarına nasıl sarıldıklarını onlara acımak yerine kendimize acıyarak sokulmalıyız; bir zorluğun birkaç hüner yaratacağı büyük şansı yakalamak için…

Yakın zamanda bir kitap okudum. Yüz yıl önce yaşamış çok değerli yazarların, şairlerin son zamanlarındaki hastalıkların eziyete dönüşme hallerinden söz ediyordu. Çok değerli bir inceleme, araştırma eseri, esere ruh veren yazarı şu konuda hayati bir dikkat çekiyordu;

“ Özellikle zenginlik yazarlarımızın, şairlerimizin, ünlü insanlarımız için bir dezavantaja dönüşmüştü!”

Nasıl mı? Anlatıyor büyük araştırmanın yazarı;

“ Ünlü yazarlarımızın, şairlerimizin zenginlikleri; hastalıkları için dezavantaja dönüşmüştü. Yeterince paraları oldukları için olur olmaz her doktorun önerisine kucak açtılar. Her doktor farklı ilaç ve ameliyat derken, büyük eziyet, acı çektiler; sağlıklarına kavuşacaklarını umarlarken…”

Kısacası şu dipnot düşülüyordu, her şeye sahip olan biz insancıkların, her söze, her öneriye de ne kadar çabuk kanacağımızın ve iyiye, huzura, şenliğe dönüşmesi gereken yaşamlarımızın birden başka bir trajediye dönüşmesi mümkün…

Dikkat ederseniz, tam da rahata kavuştum diyen, enseyi semirten, ekonomik kaygıları yok etmişken birçok ailede başka sosyolojik, psikolojik savaşlar başlar… Nerede o büyük huzur? Diye sormak lazım; sahi NEREDE?

Sadece lüks evlerin içerisinde mi? Sayısız kitapların sayfalarında mı? En kaliteli besinlerin lezzetinde? Gezdiğimiz ülkelerin sayılarında, yoksa sarıldığımız kolların zarafetinde mi? Bana soracak olursanız dostlarım; bir parça zorluk, yokluk ve muhtaçlık hissiyatımızı öldürmemek için gereklidir: lezzetli ve her daim genç kalacak değerli enerjiler ve bir yudum şanlı yaşam için…

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER