DOLAR 15,5375 % 0.37
EURO 16,2462 % 0.74
GRAM ALTIN 907,59 % 0,64
ÇEYREK A. 1.483,90 % 0,64
BITCOIN 29.818,20 1.5
ÜYE PANELİ
SON DAKİKA
hava 18°
Google News

ENGELLİLER HAFTASI: SEVGİ YÜRÜYÜŞÜ

Son Güncelleme :

13 Mayıs 2022 - 13:10

ENGELLİLER HAFTASI: SEVGİ YÜRÜYÜŞÜ

Engelliler haftası nedeniyle engelli derneklerimiz; en başta ZİÇEV öncülüğünde sahilde, yürüyüş yaptılar. Engelli çocuklarımız, yetişkinlerin yanında ailelerinden başka bolca sevil polislerimiz eşleğinde tertemiz bir yürüyüş, yine engellilerin söyledikleri türküler, çaldıkları davullar eşliğinde günün ilerlemesi gibi ilerledi Özgürlük ve Barış Parkı alanına doğru…

Ne çok soruldu bu soru; “ Niçin engelli insanlarımıza bu kadar uzağız?” Hâlbuki bu sorunun biricik cevabı bir başka gizemde saklı” Nerede mi? Yaşadığımız yerlere, şehirlere, kasabalara yabancı kaldığımız sürece kendimize de yabancı kalmanın; suskun, buruk ve kederli talihsizliği içinde yüzüyoruz da ondan, bu kadar çaresizlik ve her türlü etkinliklerden uzak kalmak…

Engelli insanlarımızın öncülüğünü yapan iki kadının ellerinde kocaman, beyaz bir pankart;

“ SEVGİ YÜRÜYÜŞÜ” yazılıydı.

Hemen bir kenara çekildim. Kütüphaneden geliyordum. Sevgi sözü, durmama, duraksamama, orada yürüyen engellilerin ve onların yakınındaki insanların yüzlerine daha da dikkatli bakmama neden oldu.

Yüzleri mi? Tertemizdi… Süzülmüştü insanlığın kim bilir kaç milyonluk insan olma yürüyüşü içinde…

Dağları, denizleri, okyanusları aşmışta gelmiş, yerleşmişti orada yürüyen, davullar, türküler eşleğinde sığındıkları Yaradan’ın büyüklüğü, sonsuzluğu içerisinde bir sabır, Yunus gibi gönüllü çile çekiş içerisinde, zamanın ötelerinden gelen, tekrar daha ötelere giden sevgi dolu insanlara baka kaldım…

Kafamda bir başka hüzün taşıyorken sevginin olduğunu bilmek, sevgiyi hatırlatan insanların yüce davalarına uzaktan da olsa bakabilip birkaç satır yazabilmek, apayrı heyecan verici bir maneviyat hissi uyandırdı.

Oysa geceden okumuştum oğul Fazil Say’ın babasının ölüm haberini; “ Üzgünüm; babam Ahmet Say’ı kaybettik”

Sanatçının hüznü de, ölüm marşı kadar melodik, telaşsız ve yaşamın içinde akıp giden zaman kadar gerçek ve manidar bir tatminkârlık taşıyordu. Tıpkı, önümden geçip giden, ellerinde;

“ Sevgi Yürüyüşü” pankartı taşıyan kadınlar ve onların ardından engellerini çoktan bir tarafa atıp kurtulmuş, zamanların ötesinden gelip, yaşamın içerisinde bu zamana damıtılmış insanlar gibi yürüdüm sahilinin deniz kokan bir başka sanatçının Mavi Yolculuk anılarını hatırlatan mavi bisiklet yolunun kenarcığında…

Sözün özü; önemsemeliyiz yaşadığımız şehirleri. Görmemeliyiz otel, pansiyon ve sığınma yerleri. Bilmeliyiz ki yaşadığımız yer bizimdir; en az yaşadığımız ülke kadar bizim ve bütün dünyanın. Kederleriyle, hüzünleriyle, neşeleri ve heyecanlarıyla sahiplenmeliyiz şehirlerimizi…

Bir de kimsenin engelli doğmak istemeyeceği bir hissediş içerisinde ENGELLİ doğmuş veya sonradan olmuş insanlara dokunmalıyız; soluklarını, ihtiyaçlarını, hislerini duyacak şekilde…