WEB TV

HaberTrak – Tekirdağ Haber – Tekirdağ Son Dakika
Güven Serin

GENÇLERİMİZE NELER OLUYOR?   ( Ağlasam Sesimi Duyar Mısınız? )

GENÇLERİMİZE NELER OLUYOR?   ( Ağlasam Sesimi Duyar Mısınız? )
Bu haber 14 Eylül 2021 - 11:34 'de eklendi ve kez görüntülendi.

     Ulusal kanallarda sıklıkla karşımıza çıkıyor; ölüm ve öldürme haberleri. Her vahşet kendi içinde korkunç bir iz bırakır. En çok iz bırakanlar ise EVLATLARI tarafından öldürülenler…

Nasıl der şair Orhan Veli;

“ Ağlasam sesimi duyar mısınız,

Mısralarımda;

Dokuna bilir misiniz,

Gözyaşlarımı ellerinizle? “

 Yıllar önce bir kurumda birlikte çalıştığım arkadaşıma, arkadaşlarıma rast geldim. Onların çay kahve söyleme isteğini kıramadığım için bana uzattıkları küçük tabureye oturdum.

Oturduğumuz yer Demir Sokak ile Tevekkül Sokak kesişimi olan yerde kaldırımın hemen kıyıcığındaydı. Çaylar söylendi, birkaç dakikalığına da olsa bildik hal hatır ve sohbetler edildi. Sanki konuşacağımız konuya ev sahibi yapıyordu Tevekkül Sokak…

Yani; “ Elinden gelenin en iyisini yap ve sonra Allaha dua et…”

Nasıl olduysa konu sabır gösterme, hoşgörü ilişkilerine geldiğinde arkadaşlarımdan daha genç olanı “ Nasıl sabır göstereyim be arkadaşım? Oğlum da kızım da ipin ucunu kaçırmış vaziyette!”

Arkadaşımın yüzüne baktığımda; “ Bıçak kemiğe dayandı “ atasözüne uygun bir yüz gördüm ve ;  “Nasıl? “ dedim; şehirde ve en iyi imkânları olan iki genç; birisi Y diğeri Z Kuşağı olan bir genç erkek ve genç kız ailesiyle bütün ipleri koparmış, kendilerini zehirledikleri gibi, her an bir aile faciasının yaşanacağı kadersel yokuşu koşarak tırmanıyorlar…

Arkadaşım sanki oraya oturmamı, oradan geçmemi bekliyormuş. Bugüne kadar hiç kimseye anlatmadığı özel yaşamlarını bir çırpıda Demir Sokak ile Tevekkül Sokağının köşeciğinde oturduğumuz yere bırakıverdi. Dolmuştu… Taşmıştı…

Dayanamayacak bir durumdaydı… Onu ezen şey, babalığın yetmezliği, belki de bir parça değişen çağa ayak uyduramamanın, belli belirsiz kendi geleneklerimize bağlı kalacağız derken, yeni nesilleri anlayamayacak kadar uzak kalmaktı…

Dört kişilik bir ailede arkadaşımın anlatması üzerine öğrendiğim şey; bir dram yaşanıyordu… Baba ile çocukların bıçak bıçağa geldiği, artık birbirlerine güven kalmadığı, nereden inceldiyse oradan kopsun, dedikleri bir dram…

Yine şairin şiirindeki seslenişi haykıracağım;

“ Ağlasam,sesimi duyar mısınız,

Mısralarımda;

Dokuna bilir misiniz,

Gözyaşlarıma ellerinizle? “

 Bana bunları anlatan arkadaşım için için ağlıyordu… Dermanı kalmamıştı… Bu kahırlardan, erken ölmek veya başının belaya girmesinden söz ediyordu… Yaşadıkları bahçeli ev, emekli olunca almış olduğu iyi maaş yetmemişti ailenin birliğini, diriliğini, huzurunu ve güvenini korumaya…

Çok hızlı değişiyor şehirlerimiz. Çok hızlı boşalan köylerimizle birlikte, ne köy, ne kasaba, ne tam olarak kent olmayan büyük yerleşim yerlerinde bir sürü kurum ve kuruluşumuz var. Ama tam olarak ne zaman başlıyor görevleri? Ne zaman bitiyor?

Görünen o ki, sadece kolluk kuvvetlerimizin değil, halkımızın imdadına koşacak, psikolojik, sosyolojik destek verecek yepyeni kurum ve kuruluşlara da ihtiyacımız var. Fazlasıyla…

Her şey bitmeden, büyük yangın yerine dönmeden aile ocakları, önce mahalle muhtarı duymalı; o aileyi yıkacak fırtınanın kâbusa dönüşen seslerini. Sonra, ilgili bütün kurum ve kuruluşlar; bilimin bütün imkânlarını emrine vermeli ailelerin; vermeli ki, genç yaşta zehir’e şiddete, bilinçsizliğe, kayıp bir nesle hizmet etmesin; bizim çocuklarımız; bizim geleceğimiz…

 “ Ağlasam,sesimi duyar mısınız,

Mısralarımda;

Dokuna bilir misiniz,

Gözyaşlarıma,ellerinizle?”

 

 

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER