DOLAR 31,9436 % 1.02
EURO 34,6201 % 0.86
GRAM ALTIN 2.123,42 % 1,07
ÇEYREK A. 3.471,80 % 1,07
BITCOIN 1.996.404 2.48
ÜYE PANELİ
SON DAKİKA
hava

ERZURUMLU NASİP BEY: ÇAY ve MELEMEN

Son Güncelleme :

10 Aralık 2023 - 12:14

ERZURUMLU NASİP BEY: ÇAY ve MELEMEN

 

Erzurumlu Nasip Bey’in çay ocağına gitmeyeli epey zaman oldu. Sahile de çay ve kahve getirme zahmetine girdiği için, denizin yakınında çınar ağaçlarının serin gölgesinde aylar geçirdik. Yalı Bölgesi dedik; en lüksü ahşap bank ve etrafta birkaç arkadaş, dostun olduğu bu yere.

Yürüyüşe çıktığım günün ilerleyen saatlerinde bildik Trakya soğuğu ve şımarık birkaç yağmur bulutunun yağmur yağma isteği; sertlikle insanın yüzüne vurarak; “ Kış kışlığını yapmalı “ diyor gibiydi, henüz kara dönüşmemiş sert yağmur damlaları.

İster istemez yönümü, korunağı olmayan bankların olduğu deniz kenarına değil, denizden birkaç yüz metre ötede bulunan Erzurumlu Nasip Bey’in çay ocağına doğru döndürdüm.

Küçük olan çay ocağı havanın soğuk olması nedeniyle, biri kadın dört kişiyle dopdolu görünüyordu. Sıcak havaya birlikte Nasip Bey’in pişirmekte olduğu sucukların kokusu dışarıya doğru süzüldüler. Selam verip selam aldım. Nasip Bey için getirdiğim gazeteyi bıraktıktan sonra bir çay söyleyip, dışarıya çıktım.

Üstü korunaklı masa ve sandalyede ancak on dakika kalmak mümkündü. Soğuk, güzel güzel ısırmak istiyordu özlediği sıcak bedenleri…

Nasip Bey dumanları tüten çayı getirdi. Tam karşımda duran Nasip Bey tarafından yapılıp dikilmiş olan tabelayı gördüm. Üzerinde ; “ Çay ve Melemen yazısı vardı. Yer kalmayınca mele-men yazısı iki ayrı kâğıt ile tamamlanmış.

Tabelanın doğallığı oldukça ilgimi çekti. Ayaza yakın bir soğuk ve gözlem fırsatını o an zihnimde kâğıda dökmeye başladım. Çürümüş bir ağaç kökü tabelanın temelini oluşturmuş. Onu sağlamca tutsun diye taş parçaları ve bir başka ağaç parçasıyla desteklenmiş. Tabela ise elindeki imkânlar kullanılarak, kalınca bir kâğıda, yine oradaki çöpte bulduğu siyah bir ruj ile yazılmış.

Nasip Bey dışarıya çıktığında tabela izlenimimi ona anlatınca hep birlikte gülümsedik. Üretimin, eldeki bütün imkânları kullanarak yapmış olduğun yaratıcılığın için teşekkür ediyorum dediğimde, Nasip Bey:

—Burada gördüğün bütün malzemeyi çöpten buldum. Ne çok faydalı malzemeyi çöpe atıyoruz; ucu bucağı belli bile değil…

Sanıyorum, tüketin çağı denen şey bu; günlük, hatta saatlik ruh âlemleriyle yapılan bir sürü gelişi güzel alışverişler ve sonra; çöplere işe yaramaz diye atılan bir sürü eşya…

Çok basit nesnelerle yapılmış bu tabelanın felsefi, serüven yönü daha çok ilgimi çekti. Nasip Bey’in tabelaya ihtiyacı olduğu için yaptığı bir şey değil bu çalışma. Zaten çay ocağının önünde kocaman tabelası var. Erzurumlu Nasip Bey bir şey anlatmak istiyor;

“ Kullanılmaz, işe yaramaz diyerek attığınız her türlü nesne, hünerli ellerle işe yarar hale gelebilir! Aynı zamanda, yığınla düşünemeyen insan var. Biraz okur, araştırır, gezer, izler ve düşünürseniz; çok şeyler üretir, kendi kendinizin arkadaşı, yoldaşı olup mutlu bile olabilirsiniz!” demek istediği gün gibi ortadadır…

Ernes Hemingway’ın İhtiyar Balıkçı isimli eseri, Daniel defoe’nin Robinson Crusoe isimli eserleri, edebi dünyanın insanlığa en güzel hediyeler… İnsan, kendi gücünü, hünerlerini fark ederse neleri yapıp yapmayacağını anlatırlar ve insan denen insanı nesilden nesle aktarır, anlatır ve yaşatırlar…