DOLAR 31,2031 % 0.18
EURO 33,8194 % 0.02
GRAM ALTIN 2.038,06 % 0,25
ÇEYREK A. 3.332,23 % 0,25
BITCOIN 1.912.784 6.521
ÜYE PANELİ
SON DAKİKA
hava

KAYNAŞMA ALANLARI VE SHOSHİN

Son Güncelleme :

19 Ekim 2023 - 14:04

KAYNAŞMA ALANLARI VE SHOSHİN

Türkiye’de siyasi görüş sahipleri arasında büyük uçurumlar var.

Örneğin, laiklik.

Laiklik CHP’nin altı okundan biri.

Ama bazı kişiler laikliği din karşıtlığı zannediyor.

Tam tersi, laiklik, inanç özgürlüğü demek.

Din, tanrı ile insan arasında kişisel bir bağdır.

Kimseye baskı yapmak, din üzerinden bir çıkar sağlamak düşüncesinde olmayan, samimi bir müslüman, laik bir müslümandır.

Bir müslüman dinini en iyi laik bir ülkede yaşayabilir.

Eğer hangisini tercih edersiniz diye sorulsa, müslümanların çoğu, kişi başına milli gelirleri aynı olmasına rağmen, Suudi Arabistan yerine  İspanya’da yaşamayı seçer.

Bu konuları karşılıklı oturup konuşamıyoruz.

Anlaşabilmek için önce “kaynaşma alanları” yaratmalıyız.

KAYNAŞMA ALANI NE DEMEK?

“Kaynaşma alanı” kavramını nerede duyduğumu hatırlamıyorum, ama önemli bir nokta.

“Kaynaşma alanı” bir ara çok kullanılan, “yankı odası” kavramının zıddı gibi.

Yankı odalarında aynı düşüncede olanlar birbirlerine gaz verip duruyorlar.

Kaynaşma alanlarında ise, farklı düşüncedeki kişilerin birbirlerini anlamaya çalışmaları bekleniyor.

Boğaziçi Avrupa Siyaset Okulu, iyi bir kaynaşma alanı örneği.

Avrupa Konseyi Siyasi Okullar Ağı’nın bir parçası olarak 2014 yılında kurulan okul, Türkiye’nin siyasal, ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişimine katkı sağlamayı hedefleyen, farklı siyasi görüşlere sahip, 25-35 yaş arası gençleri bir araya getirerek, onların akademik gelişimlerine katkı sunmak, onlara Avrupa norm ve kurumlarını tanıtmak, ve farklı politika alternatiflerini tartışmak amacıyla, eğitimler düzenliyor (1).

14 Mart 2023 seçimlerinde Boğaziçi Avrupa Siyaset Okulu mezunlarından Ceylan Akça Cupolo YSP’den, Turan Taşkın Özer de CHP’den milletvekili seçildiler.

Boğaziçi Avrupa Siyaset Okulunun yaklaşımı yaygınlaşmalı, üniversiteler, dernekler, partiler üstü eğitim programları ile, politik bilinçlendirmeye yönelik siyaset okulları açmalı, seminerler düzenlemeli.

Çeşitli ülkelerde, daha önce anlattığım, Portekiz’deki Politika okulu Proxima Geracao gibi kuruluşlar bulunuyor.

Kaynaşma alanlarını bir şekilde oluşturduktan sonra ne olacak?

Birbirimizi anlamayı nasıl kolaylaştıracağız?

Bu konuda “shoshin” kavramı yardımcı olabilir.

SHOSHİN NEDİR?

Shoshin, Zen Budizminde “yeni başlayan zihni”  anlamına gelen bir kavram.

Kişinin, kendisi ileri düzeyde bile olsa, tıpkı yeni başlayan birinin yapacağı gibi, çalışırken açıklık, isteklilik ve önyargılardan uzak bir tutuma sahip olmasını ifade ediyor.

Shoshin uygulaması, kişinin kendini uzman gibi görmesiyle ortaya çıkan kibir ve dar görüşlülüğe karşı bir çözüm görevi görüyor.

Shoshin kelimesi, “başlangıç” anlamına gelen Japonca “sho” ile “zihin” anlamına gelen “shin” sözcüklerinin  birleşiminden oluşuyor.

Columbia Üniversitesinden psikolog ve siyaset bilimci Cecilia Guan bir TED konuşmasında “yeni başlayan zihni” kavramına değiniyor (2).

Cecilia Guan, bir tartışma ortamında bir aksi fikir söylendiğinde, ilk tepkinin genellikle karşı çıkmak olduğunu söylüyor.

Bu durum taraflar arasındaki uçurumu arttırıyor.

Halbuki  “yeni başlayan zihni”,  yani shoshin yaklaşımı, hemen itiraz yerine, tarafların alçak gönüllülükle birbirlerini dinlemeye, merakla yeni şeyler öğrenmeye çalışmalarını sağlıyor.

Ama shoshin uygulamak kolay değil, bazı önyargılar, engeller var.

Bunlardan ilki “Onay Önyargısı”.

Onaylama yanlılığı, kişinin mevcut inançlarını doğrulayan bilgileri arama ve bu inançları doğrulama eğilimi olarak tanımlanıyor.

Bizi gururlandıran ve zaten inanabileceğimiz bilgileri zihinsel olarak seçiyoruz.

Örneğin, aslan burcu hakkında yazılanları okuyan kişi, bütün aslan özelliklerini  kendinde bulur ve astrolojiye inanmaya başlar.

Onay önyargısı zor konuşmalarda sınırlayıcı, çünkü bakış açılarını  kısıtlıyor.

Yalnızca zaten doğru olduğuna inandığınız şeyleri destekleyen bilgileri seçip, rakip görüşlere değer vermediğimiz anlamına geliyor.

Tartışmalarda,  konuşmaların ne anlama geldiğini anlayan ve anlatan, hem istekli öğrenciler gibi hem de özverili  öğretmenler gibi olmalıyız.

Bir diğer engel ”Geriye Dönük Önyargı”.

 

Geriye dönük önyargı, kötü deneyimlerin yeni bir şey öğrenmeyi  nasıl etkilediğini ifade eder.

Geçmişe bakış önyargısının farkına varmak, daha şefkatli yaklaşmamıza, empati kurmamıza yardımcı olabilir.

“Aşırı Güven Önyargısı” ise, yeteneğimize ilişkin algılarımız, gerçek yeteneğimizden çok daha yüksekse

ortaya çıkıyor.

O zaman, hakkında konuşmaya kesinlikle yetkili olmadığımız ortamlarda bile kendimizi yetkin hissedebiliyoruz.

Aşırı güven önyargısı bizi denemeye teşvik ederek öğrenmemize yardımcı olabilir ama bu zihniyet yeni başlayan zihnine aykırıdır.

Araştırmalar, aşırı güven düzeylerinin, en yüksek, ortalama yetenek seviyesinde olan kişiler arasında olduğunu gösteriyor.

Aslında kişinin uzmanlığı arttıkça aşırı güven azalıyor.

Zayıf noktalarımızı doğru bir şekilde tespit etmemiz, başkalarına yönelmemizi kolaylaştırır.

Zayıf noktalarımızı  güçlendirmek, kendimizi savunmaya odaklanmak yerine, gelişmemizi sağlayabilir.

Cecilia Guan  “yeni başlayan zihni”nin, büyüme potansiyelimizin farkına varmakla ilgili olduğunu belirtiyor.

SONUÇ

Tarafların kavga edip çözümsüzlük içine yuvarlanması yerine, karşılıklı görüşerek, her iki tarafın yararına olacak çözümler araması  çıkar bir yol gibi gözüküyor.

Bunun için “kaynaşma alanları” yaratılmalı, bu alanlarda bir “yeni başlayan zihni” ile taraflar görüşüp birbirini anlamaya çalışmalı.

Kaynaşma alanı olarak, parti politikalarının üstünde, tarafsız politik bilinç oluşturacak eğitim programları düşünülebilir.

Daha önce bir yazımda bahsettiğim, “Mini model parlamento” gibi girişimler olabilir (3).

Biraz hayal ama, mecliste milletvekillerinin partilerine göre bloklar halinde ayrı oturmaları yerine, kura ile seçilen  koltuklara karışık oturmaları, anlaşmalarını kolaylaştırabilir.

Aslında meclis koridorlarında en karşı fikirlerde olanların bile nasıl şakalaştıkları anlatılıyor, ama Genel Kurulda, grup karaları diyerek  otomatikman karşı oy kullanıyorlar.

Milletvekilleri karışık otururlarsa, belki birbirlerini etkilerler, vicdanlarının sesini dinlerler, eleştirel bakabilirler, ve grup kararlarına karşı çıkma cesareti gösterebilirler.

Neden olmasın?

 

(1) https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/08/bogazici-avrupa-siyaset-okulu-5-yasinda/

(2)https://youtu.be/TlwkU9E1zsA?si=PiG-tCX6TKhOxDEe

(3)https://www.habertrak.com.tr/kose-yazisi/mini-model-parlamento-h122413.html

 

YORUM ALANI

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.