DOLAR 31,2522 % 0
EURO 33,8947 % -0.11
GRAM ALTIN 2.050,30 % -0,12
ÇEYREK A. 3.352,24 % -0,12
BITCOIN 1.918.000 1.139
ÜYE PANELİ
SON DAKİKA
hava

SİYASİ KATILIM VE MUTLULUK

Son Güncelleme :

26 Ekim 2023 - 12:28

SİYASİ KATILIM VE MUTLULUK

Araştırmalara göre, politikayla ilgilenen insanlar kendilerini daha mutlu hissediyorlar.

Bu yazıda siyasi katılım ve mutluluk konusunu ele alacağım.

SİYASİ KATILIM NEDİR?

Siyasi katılım sadece oy vermek ve bir siyasi partiye katılmaktan ibaret değil.

Bir gösteriye katılmak, bir dilekçeyi imzalamak, yöneticilere bir tepki mektubu yazmak gibi “seçim dışı” siyasi katılım biçimleri de var.

“Seçime dayalı” siyasi katılım biçimleri ve “seçim dışı” siyasi katılım biçimleri  ayrı ayrı incelenebilir.

Batı ülkelerinde  seçimle ilgili katılımlar düşerken, seçimle ilgili olmayan katılımlar gelişiyor.

Bu katılım türleri, seçmenlerin yaşlarına göre de farklılıklar gösteriyor.

Bir araştırmada Avustralyalı seçmenlere  “Oy vermek zorunlu olmasaydı seçimlerde oy verir miydiniz? “ sorusu sorulmuş.

60 yaş ve üzeri yaşlıların  yüzde 88’i oy vereceğini söylerken, 18-29 yaş arası gençlerin yalnızca yüzde 78’i oy vereceğini söylemiş.

Başka bir çalışmada, araştırmacılar ‘Seçimlerde her zaman oy vermek ne kadar önemli?’ diye sormuşlar.

Yaşlılar oy vermenin çok önemli olduğunu, gençlere göre iki kat daha fazla söylemiş.

Gençler oy vermeyi yaşlı nesiller gibi bir vatandaşlık görevi olarak görmüyor.

Gençlerin yüzde 24’ü herhangi bir partiyle özdeşleşmiyor, yaşlılarda bu oran yalnızca yüzde 7.

Seçime dayalı katılım gençler için  daha az çekici.

“Seçim dışı” katılımda en yaygın faaliyet biçiminin dilekçe imzalamak olduğu ve gençlerin bunu yapma olasılığının yaşlılara göre daha yüksek olduğu görülüyor

Aynı durum, ürün boykotları gibi eylemler için de  geçerli.

Gençlerin internet üzerinden siyasi faaliyetlere katılması, bir siyasi örgütün web sitesini ziyaret etme  olasılığı daha yüksek.

Gençlerin siyasete katılım biçimleri, seçim komisyonları, partiler ve diğer kuruluşlar tarafından dikkate alınmalı.

KATILIMCI DEMOKRASİ ÇARE Mİ?

Yönetenler ile yönetilenler arasındaki uçurum, demokrasilerde gözlenen bir sorun.

Bu sorunun çözümü, siyaseti daha katılımcı hale getirmek.

Vatandaşlar bir topluluğun üyeleri olarak ortak çıkarlarını ifade edene kadar demokrasi tam olarak gerçekleştirilemez.

Demokratik sürece katılım, vatandaşların siyasi eğitimi açısından çok önemli.

Bu alanda John Stuart Mill,  “Halkın sivil hayata aktif olarak katılımı, daha iyi vatandaşlar, daha iyi siyaset ve daha iyi yönetişim sağlayabilir.” fikrini savunuyor.

Katılımcı demokrasi kavramının önemli düşünürlerinden  Carol Pateman’a göre , “katılımcı demokrasi  insani gelişmeyi teşvik ediyor, siyasi etkinlik duygusunu geliştiriyor, güç merkezlerine yabancılaşma duygusunu azaltıyor, kollektif sorunlara yönelik ilgiyi besliyor, hükümet işleriyle daha etkin bir şekilde ilgilenen  aktif ve bilgili  yurttaşların  oluşmasına yardım ediyor.”

İnsanlar, aktif olarak dahil olmaları için anlamlı kanalların mevcut olduğunu bilirlerse, daha fazla katılım oluyor.

KATILIMCI DEMOKRASİYE KARŞIT GÖRÜŞLER NELERDİR?

Katılımcı demokrasiye karşı olanlar, vatandaşların kendi toplulukları dışındaki konularla çok fazla ilgilenmeyeceğini, ulusal politikadaki rollerinin sınırlı kalacağını iddia ediyorlar.

Katılımcı demokrasiye karşı, temsili demokrasinin daha pratik olduğunu savunuyorlar.

Modern topluma uyacak bir model bulmaya çalışan Joseph Schumpeter, demokratik katılıma çok az yer veren bir siyasi yaşam anlayışını ileri sürüyor.

Schumpeter, vatandaşların temel rolünün, seçimden seçime, parlamento temsilcileri için oy vermekle sınırlı olması gerektiğine inanıyor.

Schumpeter’e göre: ‘Demokrasi, halkın gerçekten yönetmesi anlamına gelmez. Demokrasi yalnızca halkın kendisini yöneten politikacıları kabul etme veya reddetme fırsatına sahip olması anlamına gelir. Demokrasi siyasetçinin yönetimidir’.

Halkın katılımına karşı olanlar, ortalama vatandaşın bilgi düzeyinin tehlikeli derecede düşük olduğunu öne sürüyorlar.

Bu şüphenin kökeni  1930’lardaki  anket araştırmalarına kadar uzanıyor.

Anketlerde insanların, siyasi konulara ilişkin  soruları çoğunlukla rastgele yanıtladıkları gözlenmiş.

Bu araştırma, seçmenlerin ne ölçüde çelişkili ve mantıksız tutumlara  ve karar alma konusunda ne kadar az kapasiteye sahip olabileceğini vurguluyor.

Bu nedenle, halkın siyasete ilgi duymaması bir sorun değil, aksine olumlu olarak görülebilir.

Bazı yazarlar da,  insanların  siyasi karar alma süreçlerine daha fazla dahil olmak istemediklerini, zamanlarını siyasi olmayan uğraşlarla geçirmeyi tercih ettiklerini iddia ediyorlar.

SİYASİ KATILIM İNSANLARI NASIL MUTLU EDİYOR?

İki psikolog  Malte Klar ve Tim Kasser politik katılım, aktivizm ile kişinin mutluluk duygusu arasında açık bir bağlantı bulmuşlar.

Çok küçük bir eylemin  bile kişinin canlılık duygusunu artırdığını göstermişler.

Araştırmacılar  “Aktivistler ortalama bir insana göre daha mutlu ve tatmin edici bir hayat yaşıyor” diyor.

Siyasi aktivizmin kişinin hayatını neden iyileştirebileceğini anlamak için, kişinin genel olarak mutluluk duygusuna neyin katkıda bulunduğunu biraz bilmek faydalı olacak.

Psikologlar, mutluluğu kişinin o anda nasıl hissettiğine, hoş duygular yaşayıp yaşamadığına, bir tatsızlık yaşamadığına ve hayatından oldukça memnun olup olmadığına bakarak ölçerler.

Bu anlayışa “hedonik mutluluk” adı veriliyor.

Ancak bu, iyi hissetmenin yalnızca bir yönüdür.

“Hedonik mutluluk” kadar  önemli olan “eudaimonia”, yani yaşamın amacı ve yönünü içeren  bir duygu da vardır.

Eudaimonik mutlulukta hayatın iyi olduğu duygusu, çok fazla zevk alındığı için değil, hayat anlamlı olduğu için, daha yüksek bir amaç için çabalanıyor gibi hissedildiği  için duyuluyor.

Örneğin, çocuk sahibi olmak, pek çok güçlük içermesine rağmen,  insanlara anlam sağlıyor, mutlu hissettiriyor.

Üçüncü iyi oluş kavramı, psikoloji literatüründe en az ilgi gören “sosyal mutluluk”.

Psikolog Kasser, sosyal mutluluğun, toplumla ilişkilerin nasıl olduğuyla, toplumla nasıl bağlantı kurulduğuyla ilgili olduğunu söylüyor.

Araştırmacılar, bireylerin kendilerini iyi hissetmek için, hedonik, eudaimonik ve sosyal  mutluluk alanlarının hepsinden memnun olmaları gerektiğini öne sürüyor.

Bunu yapabilmek için insanların kendilerini özerk, özgür, ilişkiler içinde ve yetkin hissetmeleri gerekiyor.

Kasser, siyasi aktivizmin tüm bu ihtiyaçları karşılayabileceğini düşünüyor.

Aktivizm genellikle bir grupla etkileşimi içerir.

Bu grupların birçoğunun, insanların kendilerini yetkin hissetmelerini sağlayan kısa vadeli hedefleri vardır.

Siyasi olarak aktif olmak ile iyi hissetmek arasındaki ilişkileri test etmek için Klar ve Kasser, farklı örneklem gruplarına  aktivizm geçmişleri ve aktivizme yönelik tutumları hakkında anketler yapmışlar.

Anketlerde, Aktivist olmak kimliğinizin bir parçası mı? Yakın zamanda yetkililere  tepkilerini gösteren bir mektup gönderdiniz mi?  Kendinize  güven duyuyor musunuz? Olumlu hissediyor musunuz? Hayatta bir yön ve amaç duygunuz  var mı? İnsanların genel olarak nazik olduğunu düşünüyor musunuz? gibi sorular sorulmuş.

Anket sonunda , aktivist olmanın tutarlı bir yapısının olduğu ve bunun  genel olarak mutlu olmakla bağlantılı olduğu bulunmuş.

Siyasi aktivizme katılanlar, yapmayanlara göre kendilerini daha iyi hissediyorlar, daha büyük bir amaç duygusuna sahipler ve topluluklarıyla daha fazla bağları var.

Bu noktada  “aktivistler mi mutlu oluyor, yoksa mutlu olanlar mı aktivist oluyor” türünden sebep-sonuç ilişkisinin belirsizliği akla geliyor.

Daha büyük bir amaç duygusu hisseden, topluluklarıyla daha fazla bağlantı kuran ve genel olarak daha pozitif olan kişilerin aynı zamanda aktivizmle meşgul olma olasılığı oldukça mümkün.

Eğer bir fark yaratamayacağınızı düşünüyorsanız, sosyal olarak izole edilmişseniz ve hayattan keyif alamıyorsanız, aktivist olmaya başlamanız muhtemelen zor olacaktır.

Sebep-sonuç ilişkisini  göstermek amacıyla Klar ve Kasser basit bir deney tasarlamışlar.

Bir üniversitenin öğrencilerine, yemek servisi hakkında, kantin yöneticilere mektuplar yazdırmışlar.

Mektupların yarısı, örneğin, kantinin  yerel ürünler kullanmasını isteyen politik anlamlı, aktivist  mesajlar içeriyormuş.

Diğer yarısı ise  yemeğin fiyatı ve kalitesi gibi öğrencilerin kendi çıkarlarına yönelik istekler içeriyormuş.

Rastgele “aktivist gruba” atanan öğrenciler, deneyden sonra daha fazla canlılık hissettiklerini bildirmişler.

Bu deneyde, politik  bir mesaj içeren bir mektup yazmak  kadar küçük bir şeyin bile canlılığı artırabileceğini görmek, deneyi yapan psikologları şaşırtmış.

Gönüllülük faaliyetlerine ilişkin araştırmalarda da benzer bulgular rapor edilmiş.

Ayrıca gönüllü olanlar, gönüllü olmayanlara göre hayatlarından daha memnun olduklarını söylüyorlar.

Klar ve Kasser, “yüksek riskli aktivizm” olarak adlandırdıkları,  aktivistlerin tutuklanma veya yaralanma riskiyle karşı karşıya olduğu durumların daha yüksek mutluluk  düzeyleriyle ilişkili olmadığını bulmuşlar.

Bunun nedeni, belki de, yüksek riskli aktivizmin genel olarak daha az memnun olan insanlara hitap etmesidir.

Araştırmacılar ayrıca aktivizmin olumlu duygularla ilişkili olduğunu, ancak aktivizm eksikliğinin olumsuz duygularla sistematik olarak ilişkili olmadığını da bulmuşlar.

Yüksek riskli eylemlere katılan öfkeli aktivistler meşgul olmaktan, bağlantı kurmaktan ve özerk olmaktan kaynaklanan bir esenlik duygusuna  sahipler.

Bağırıp çağırmak pek hoş görünmüyor, ama bu faaliyete katılmak  ihtiyaçları  bir  ölçüde karşılıyor.

SONUÇ

Siyasi katılımın çeşitli türleri var.

Basit bir tepki mesajı yazmak gibi bir aktivizm bile  insanı mutlu ediyor.

Belki herkes terapistinin ofisinden çıkıp politik aktivist olmalı.

Psikolog Klar, “Sizin için gerçekten önemli olduğunu düşündüğünüz bir amaç biliyorsanız, bilgi edinin, organize olun ve aktif olun” diyor.

“Aktivizm yalnızca sizin refahınızı değil, dünyayı da iyi yönde değiştirebilir.”

KAYNAKLAR

https://psmag.com/news/get-politically-engaged-get-happy-8307

https://www.aph.gov.au/sitecore/content/Home/About_Parliament/Senate/Powers_practice_n_procedures/pops/pop60/c03

https://ro.uow.edu.au/cgi/viewcontent.cgi?article=2167&context=artspapers

 

YORUM ALANI

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.