DOLAR 32,3607 % 0.17
EURO 34,4602 % -0.71
GRAM ALTIN 2.438,65 % -0,91
ÇEYREK A. 3.987,20 % -0,91
BITCOIN 2.148.936 -4.588
ÜYE PANELİ
SON DAKİKA
hava 14°

TEKİRDAĞ’IN YAMAN HALLERİ–367

Son Güncelleme :

30 Temmuz 2018 - 9:50

HASTANE ACİL BÖLÜMLERİNİN ACİLEN

YARDIMA İHTİYACI VAR

———————————-

 

O kadar çok çözüm yolu aranıyor, üretiliyor, yeni binalar, hastaneler yapılıyor yine büyük huzur-hizmet verilemiyor.

 

Konumuz hastane ACİL kayıt-kabul yerleri. Doktorlara ayrılan küçücük mekânlarda hizmet vermeye çalışan; neredeyse üst üste oturan doktorlar ve muayene yerinin mikrobik, psikolojik, sosyolojik sıkışıklığı; inanılmaz bir insan yorgunluğuna, bıkkınlığına yol açıyor.

 

Bu manzaranın değişmesi lafla olmayacağı bellidir. Oysa hastanelerimiz çoğaldı; Birinci, İkinci, Üçüncü ve Araştırma Hastanemizin yanında özel olanlar…

 

İnsanların da çoğalması bir yana; hastalıkların; hatta hastalık hastası olanlarımızın da çoğalması ve bir türlü insan yatırımının, insan etkisinin tam olarak göz önünde bulundurulmaması, esas olan hizmete, yenilenmeye, büyük değişime geçmemize imkân vermiyor.

 

Hâlbuki işsizliği çözmek isteyen, bu kadar çaba harcayan hükümet için; doktorların, hasta bakıcıların, hemşirelerin sayısını arttırmak; insanımızın işsizliği için bir çözüm olacakken, hastalar için ayrı bir rahatlama yaratacaktır.

 

Her iki hastaneyi; Birinci Kısım, İkinci Kısım gözlemledim; insan koşuşturmamaları, acillere yığılan büyük telaş ve hasta bedenler; doktorları hizmet veremeyecek hale getirmiş. İnsanın eğitimi, insanımızın ilk önce kendine bakmasını yeşermediğimiz sürece en iyi hastaneleri; beş yıldızlı mekânları yapsak da; denizi geçip derede boğulma ihtimali hep olacak…

 

Hâlbuki insan; hasta olarak, doktor, yardımcı hizmetli; görevi, bilinci, sevdası, inancı, huzuru yerindeyse; çadırda, baraka da bile hizmet verir; hizmet alır…

 

Acilleri; ACİLEN kurtarmak, kalıcı ve her zaman değişebilen; hizmette öncü hale getirmek zorundayız. Doktorlar da, hasta bakıcılar da, hemşireler de; hastalar da insan… Herkesin biricik amacı; daha sağlıklı olmak…

 

O zaman; daha bilinçli olmak zorundayız… Mekânların yükselmesini yanında, insanımızın donanımlarını arttırmak; bilinçli, bilgili hale getirmek de bir yatırımdır; daha çok gayret etmek; bugünün bilgi çağında, uzay yürüyüşünde geç kalınan bir gelişme mücadelesi…

 

 

500 TL’LİK YEMEK, 10 TL’LİK GÜLÜŞLER

———————————————-

 

Günün sıcak saatleri geceyi de vurdu. Israrla kovalamaya çalışıyor kuzeyin zayıf esintisi, günden kalan büyük baskıyı.

 

Venüs güneydoğudan doğdu. Görünen en parlak cisim; ay’dan sonra… Diğer tarafta; batı yönünde Jüpiter; neredeyse Venüs’e çalım atacak.

 

Yan masada; üç bakımlı güzel kadın, ismi Çınar olan bir çocuk ve arkası dönük bir erkek; beyaz örtüler üzerinde serili, akşam yemeklerini yiyorlar. Ay, ilk dördüne girdi; ışığı batı tarafından yemek yiyenlerin beyaz masasına kadar vuruyor.

 

Neşeli, uyumlu ve eğitimli dört yetişkin ve bir çocuk… Her şey yemekleri yenip, içkileri içilip, sigaraları tütmeye başladıktan sonra oldu. Kahkaha anına kadar, yemek yiyişleri, eti kesişleri, küçük yudumları zarif bir şekilde ağızlara getirişleri; sofra adabının bütün altın kurallarını bildiklerine dairdi.

 

Hangi konuyu konuştular kendi aralarında bilinmez; erkeğin de olmadığı bir anda; bir gülüş koptu; zarafetin her çeşidinin olduğu beyaz örülü masanın etrafında. Sıradan; bayağı; yani yemeğe ödenecek olandan çok daha ucuz bir şey…

 

Sıkışmış insanlar diyarı oldu bu dünya ve ülkemiz… Her şeyi hafif görüp de, fırsatını bulup, ay ışığının dolunaya gebe olduğu ilk dördün zamanı, Venüs’ün ufkun yukarısına yükselmesini fırsat bilip; basılıyor kahkahaya; kendi şehirlerinden uzak, hafif çakırkeyif ve günlerin, ayların belki de yılların sıkışmışlığını, hanımlığını, efendiliğini nazikçe bir kenara bırakma anı yaşanıyor…

 

Medeni dünyanın zengini toplu taşımaya gitmenin onurunu yaşarken, bizim zenginimizin yoksulluğu tam da burada başlıyor; kendi kendini hapsediyor; yüksek bahşiş verilen mekânlara, sadece arabasının markasına bakıp da;  onu gülümseyen park görevlilerine adanmış yaşamlara bir güzel teslim olunuyor; ağalık, beylik, paşalık satın alınıyor; güya…