DOLAR 15,5375 % 0.37
EURO 16,2462 % 0.74
GRAM ALTIN 907,59 % 0,64
ÇEYREK A. 1.483,90 % 0,64
BITCOIN 29.818,20 1.5
ÜYE PANELİ
SON DAKİKA
hava 18°
Google News

“SAĞLIKTA ŞİDDETİN SONU GELMİYOR”

Son Güncelleme :

24 Ocak 2022 - 14:41

“SAĞLIKTA ŞİDDETİN SONU GELMİYOR”

“ŞİDDETİ ÖZENDİREN TÜM POLİTİKALARA KARŞIYIZ”

Tekirdağ İl Sağlık Platformu üyesi sivil toplum kuruluşları tarafından yapılan basın açıklamasıyla görevi başında öldürülen hemşire Ömür Erez anılarak sağlıkta şiddet protesto edildi.

Basın açıklamasına; Tekirdağ İl Sağlık Platformu üyesi Tekirdağ Tabip Odası, Tekirdağ Diş Hekimleri Odası, Tekirdağ Eczacı Odası, Trakya Bölge Veteriner Odası Tekirdağ Temsilciliği, Tekahed, Ses ve Dev-Sağlık – İş sendikası üyeleri katıldı.

Basın açıklamasında sağlıkta şiddetin normalleştiğine dikkat çekilerek; “Hekim, hemşire, ebe, teknisyen, idari memur, sağlık işçisi, bu ülkenin tüm sağlık emekçileri olarak bizler şiddete, şiddeti özendiren tüm politikalara karşıyız. “denildi.

“SAĞLIKÇILARIN SABRI TÜKENİYOR”

Tekirdağ İl Sağlık Platformu tarafından yapılan açıklamada; “Adaletsizliğin giderek kural haline geldiği ülkemizde; gerek kadına gerekse de sağlık emekçilerine yönelik artan şiddet  sonucu bir canımızı daha yitirdik.İstanbul Kartal’da Aile Sağlığı Merkezinde görevi başında silahlı saldırı sonucu acımasızca katledilen Hemşire Ömür Erez’in ailesi ve çalışma arkadaşlarına baş sağlığı dileklerimizi iletiyoruz.

Biliyoruz ki sadece sağlıkçıya yönelik şiddet değil bu. Aynı zamanda kadın cinayetidir.

Sorumluları tüm çabamıza karşın seyirci kalmaya devam eden başta Sağlık ve İçişleri Bakanları olmak üzere yetkililerdir. Artık yeter! Hükümeti, Sağlık alanındaki şiddete yönelik yasal düzenleme ve İstanbul Sözleşmesinin eksiksiz uygulanması için bir kez daha uyarıyoruz. Sabrımızın, tahammülümüzün kalmadığını kamuoyu bilinmelidir! Ülkemizdeki şiddet iklimi ve faillere yönelik cezasızlığın, şiddeti körüklediğini biliyoruz. Sağlıkta şiddet artıyor. Kadın cinayetleri artıyor.

Nasıl bir sağlık hizmet düzenidir ki, resmi rakamlara göre bile her gün 50 sağlık çalışanı sözlü ya da fiziksel olarak şiddete maruz kalmaktadır. Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakım servis kapısını barikat ile kapatmaya çalışan sağlık emekçileri halen hafızalarımızdadır. Hasta yakınlarının tekmeli saldırısına uğrayan gebe hemşire, kafasında mermer blok kırılan hekim, boğazı kesilmeye çalışılan sağlık emekçisi, her gün her dakika elinde bıçakla, tabancayla sağlık emekçilerini canlarıyla tehdit eden yeni bir hasta yakını. Dünden bugüne yöneticilerin  sağlık çalışanlarını şiddetin hedefi haline getiren itibarsızlaştırıcı söylemleri bugün geldiğimiz noktanın en önemli sebeplerindendir.

Hastaneler ve ASM’ler artık sağlıkla değil şiddetle anılmaktadır. Mevcut sağlık sisteminde herkes mutsuz, en çok da sağlık emekçisi mutsuzdur. Sağlık hizmetinden mutlu olanlar artık doktorları dövebiliyoruz diyenler ve sağlıkta dönüşüm sayesinde oylarımız artmış diyenlerdir. Sağlıktaki şiddeti; sadece hasta yakınları ve hastaların bizlere uyguladığı fiili şiddet olarak tek başına ele almıyoruz. İdari baskılar, mobbing, angarya çalıştırma, liyakatsız yöneticilerin uygulamaları gibi farklı şekillerde şiddet yöntemleri de uygulanmaktadır. “denildi.

“SAĞLIKTA ŞİDDET YASASI GÖSTERMELİKTİR”

Sağlıkta şiddet yasasının caydırıcı olmadığını ifade edilen açıklamada; “Sağlıkta Şiddet Yasası göstermeliktir. Üstelik etkin biçimde de uygulanmamakta, saldırganlar karakolun ön kapısından girip arka kapısından çıkmaktadır. Olan “şikayetçi olduğum için yeniden saldırıya uğrar mıyım” endişesiyle baş başa kalan, artık aracını park ettiği otoparka giderken can güvenliği kaygısı yaşayan sağlık emekçisine olmaktadır. “Sağlıkta Dönüşüm Programı” sağlık çalışanlarının canına kastetmektedir. Bu program sonucu oluşturulan kışkırtılmış sağlık talebi, muayene sürelerinin 5 dakikaya kadar indirilmesiyle göğüslenmeye çalışılmakta, yıllık acil servis başvuru sayısı toplam nüfusundan fazla olan dünyadaki tek ülke olmamızla sonuçlanmaktadır. Artan angarya ve iş yoğunluğu altında ezilen sağlık çalışanları her gün dozu artan şiddet olguları ile karşı karşıya kalmaktadır. Hal böyleyken güvenlik önlemleri yetersiz, fiziki imkânlardan yoksun hastanelerde 5 dakikada bir hasta bakmaya çalışmak da yine biz sağlık emekçilerine düşmektedir. 2021 yılında bildiğimiz kadarıyla en az 367 kadın erkekler tarafından katledildi. Ve son olarak da acımasızca katledilen Ömür Erez. Ceren Damar’ı unutmadık. İstanbul’da katledilen Başak Cengiz’ı unutmadık.  Antalya’da katledilen Azra Gülendam Haytaoğlu’nu unutmadık. Kadın cinayetlerine alışılan, Kadın cinayetlerinin kanıksandığı bir çoğrafya olmayacağız.

Her gün kadını erkeğin malı gören, kadın yaşamı yerine aile önceleyen açıklamaları her yerde görüyoruz. Devlet yetkililerin konuşmalarında, dizilerde, televizyon tartışma programlarında, iş yerlerinde, sokakta görüyoruz. Kadınların kaç çocuk doğuracağından, nasıl giyineceğine, sokakta özgürce dolaşmasından, çalışıyor olmasına, kahkasına kadar müdahale edilmektedir. Tüm bu saldırıların yarattığı sonuç, daha fazla kadının şiddete uğraması, öldürülmesi oluyor. Sağlık emekçilerinin iş yerleri, neoliberal sağlık politikaları, hükümetin kadın düşmanı bakış açısı ve savaş politikaları nedeniyle her geçen gün daha da güvensiz mekânlar haline gelmektedir. Bu mekânlarda özellikle bir kadın olarak sağlık hizmeti üretmenin bedeli gün geçtikçe ağırlaşmaktadır. Dolayısı ile yaşanan aynı zamanda bir iş cinayetidir de. Sağlık alanında son yıllarda artan şiddet olayları sağlık emekçilerinin fiziksel ve psikolojik sağlığını olumsuz etkileyecek bir noktaya ulaşmıştır. Kamu ve özel ayırımı olmaksızın her düzeydeki sağlık kurumunda, her düzeydeki sağlık çalışanı şiddete maruz kalmaktadır. Özellikle kadın sağlık emekçileri olarak, sağlıkta şiddetin her türlüsüne en çok maruz kalanlar olarak, sağlık ortamında yaşanan şiddeti toplumsal şiddetten ayrı düşünemeyiz.”ifadelerine yer verildi.  Habertrak/Serhat Yeşilipek