WEB TV

HaberTrak – Tekirdağ Haber – Tekirdağ Son Dakika

SOSYAL MEDYA ANNESİ MİSİNİZ?

SOSYAL MEDYA ANNESİ MİSİNİZ?
Bu haber 01 Ocak 2020 - 15:21 'de eklendi ve kez görüntülendi.

 

Psikiyatri Profesörleri tarafından narsisizm üzerine yapılan bir araştırma var. Araştırma narsist kişiliğe sahip insanların çocukluk yıllarına doğru iz sürmüş. Yolun sonunda iki anne figürü ortaya çıkmış. Birincisi, çocuğuna karşı ilgisiz ve soğuk davranan anne modeli. İkincisi, çocuğunu olduğundan daha özel ve önemli gören ya da çevresindekilere bu şekilde sunan anne modeli.

 

Araştırmanın sonucuna göre, çocukların annesiyle ilişkilerinde yaşadıkları duygusal yoksunluk değersizlik hissini ortaya çıkarıyor. Sevilme, değer görme ihtiyacı giderilmeyen çocukta da hayran olunma ihtiyacı baş gösteriyor. Kısacası, doğal olmayan, aşırı ve gösteriş merakı içeren sevgi çocuklarda narsisizmi tetikliyor.

 

Birinci anne modeli için söyleyecek bir şey yok. Fakat ikinci tip anne ya da günümüzdeki tabiriyle “sosyal medya anneciliği” diye tarif edilen, çocuklarının her anını teşhir malzemesi olarak kullanan ebeveyn konuşulması, tartışılması gereken bir konu.

Çocuklara sürekli üstün özellikleri ya da abartılı sevgi sözcükleri kullanıldığında dengeler bozuluyor. Çocuk bir süre sonra anne babasının onu bu sebeplerden sevdiğini düşünmeye başlıyor. Büyüdükçe ona sunulan bu mükemmeliyetçiliğin devamı için teşhirciliğe yönleniyor.

 

Mükemmel olduklarını düşünüp bunu etrafına duyurma ve gösterme ihtiyacı hissediyorlar. Çocuk bunu çevresine ispatlayamazsa, bilinçaltında saklı kalan değersizlik hissiyle baş etmek zorunda kalacağını biliyor. Bu durum büyüdüğünde narsisizm oluyor. Çocuktan izin almadan, onun bütün çocuksu hallerini paylaşmak ya da beğeni kaygısına düşmek gelişimsel problemleri de beraberinde getiriyor.

 

Eskiden büyüklerimiz, “ Biz büyüklerimizin yanında çocuk seversek bu ayıp karşılanır” derlerdi. Ne varsa eskilerde var. Günümüzde çocukların sosyal medyada, okulda, komşuda, akraba içerisinde gösteriş malzemesi olarak ya da abartılarak anlatılması tepki almaya başladı. Bununla birlikte mahremiyet, mahcubiyet ve samimiyet azalmaya başladı.

 

Onlar bizlerin çocuğu dahi olsa “emanetlerimiz”. Emanetle hava atılmaz. Emanete değer verilir, mahremiyeti korunur. Vitrinde sergilenen sevgilerin gerçekliliği sorgulanır. Birini sevmek, değer vermek, korumak gibi kişiye özel duygular ulu orta gösterilmemeli. Aksine sadece o kişiye fısıldayarak söylenmeli.

 

Özetle mektup bir kişiye yazılır. Ortaya gösterilen bir mektubun, üzerindeki ismin kıymeti kalmamış olur. Kıymet verdiklerimizle ilgili daha ağırbaşlı olmamız gerekiyor.

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER