DOLAR 32,5204 % 0.03
EURO 34,6603 % -0.13
GRAM ALTIN 2.435,16 % -2,58
ÇEYREK A. 3.981,49 % -2,58
BITCOIN 66.384,00 2.543
ÜYE PANELİ
SON DAKİKA
hava 14°

DEMOKRASİNİN BİZE YÜKLEDİĞİ SORUMLULUKLAR

Son Güncelleme :

02 Nisan 2024 - 13:39

DEMOKRASİNİN BİZE YÜKLEDİĞİ SORUMLULUKLAR

Yerel seçimler, sonuçlandı. Seçilen bütün belediye başkanlarını, tebrik ederim. Halk onlara güvendi, halkın güvenini kırmayacaklarını temenni ediyorum. 5 yıllık görev sürelerinde, yöneticisi oldukları vilayeti aldıklarından daha iyi hale getireceklerini umuyorum. Parti ve kişisel yakınlıklarım fark etmeksizin, demokrasinin gücü sayesinde koltuğuna oturan bütün belediye başkanlarına kolay gelsin.


Halkımız, demokrasinin sorumluluklarından bir tanesi olan ‘oy verme’ işini başarıyla yerine getirdi. Oyunu kullanan, milletin iradesini sandığa yansıtan büyüklerimin ellerinden öperim. Bir dahaki seçimlerde, (Erken seçim olma ihtimali veya anayasa değişimi olma ihtimali gibi sebeplerden ötürü, tarih veremiyorum.) bende oy kullanacak yaşa geleceğim. Temsilci seçme ve temsilci olma hakkımı kazandığım yaşa gelmeyi, heyecanla bekliyorum.

Yaşımın oy vermeye yetmemesine rağmen, demokrasinin tamamen dışında kalmıyorum. Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün, bütün Türkiye’ye getirdiği belki de en önemli şey olan, demokrasiyi kullanmak ve ona sahip çıkmak, yaşı fark etmeksizin hepimizin görevi.

Demokraside, oy vermenin dışında yapacaklarımızı saymadan önce sizlere; biraz demokrasinin tarihinden bahsetmek isterim. Birçoğumuzun bildiği üzere; demokrasi ‘halkın yönetimde söz sahibi olması’ anlamına geliyor. Demokrasinin uygulanışının ilk örnekleri ise, pek iç açıcı değil.


Demokrasinin bilinen tarihi ilk olarak, Antik Yunan’a dayanıyor. Solon, Kleisthenes (kılaysteniis) gibi düşünürlerin savunduğu bir fikir olan demokrasi; şuan da uygulanan demokrasiden çok farklı bir şekilde uygulanıyordu. Nüfusun, daha az olduğu için milletvekilliği sistemi yoktu. Alınacak kararların tamamı, parlamentoda oy kullanma hakkına sahip olan herkesin, oyları ile belirleniyordu. Oy kullanma hakkına sahip olan herkes, düşüncelerini parlamentoda istediği gibi söyleyebiliyordu. O dönemde; kadınlar, çocuklar, köleler ve şehir dışında yaşayanların oy kullanma hakkı yoktu.

 

Orta Çağ ise demokrasinin en az uygulandığı dönemlerden biriydi. Demokrasi neredeyse hiçbir zaman, eşitlikçi olamadı. Sadece, İngiltere Kralı’nın otoritesini az da olsa kısıtlayan Magna Carta Sözleşmesi imzalanmıştı. Bu sözleşme, İngiltereli halklara yönetimde söz sahibi olma hakkı tanımasa da, Avrupa’nın günümüzde “Bizde, Orta Çağ’dan beri demokrasi uygulanıyordu.” demesine yetti.

Avrupa’daki, ilk demokratik eylemler 17. yüzyıla dayanıyor. Avrupa’daki ilk demokratik faaliyetler, 1688’deki ‘büyük devrim’ ile başladı. Yönetimde söz sahibi olmak isteyen halk, kralı tahtından indirdi. Ancak, otorite kısa bir süre içinde tekrardan başa geçti ve demokrasiyi yok saymaya devam etti. Çoğu Avrupalı, Fransız Devriminin demokrasi için önemli bir adım olduğunu söylemekte ancak bunu kabul etmiyorum. Fransız Devrimi, bir başkaldırının nasıl olması gerektiğini bize gösterdi ancak demokrasiyi getirmek için yeterli olmadı. Zira Fransız devriminden sonraki Fransa’da, sadece vergi verecek kadar zengin olanlar oy kullanabiliyordu.

Her vatandaşın yönetimde söz sahibi olduğu demokrasilerin, dünyanın birçok yerinde var olduğunu görmek için 2000’li yılların başına gitmemiz gerekli. Demokrasi, ülkemize Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının şanlı mücadelesi sayesinde erken gelmesine rağmen dış ülkelerde, demokrasi çok güçlü değildi. Amerika’da, büyük devrimci Martin Luther King Junior’ın cesur uğraşları sonucu ancak 1965 yılında, siyahilere oy kullanma hakkı tanındı.

Güney Afrika’nın, demokrasiye sahip olması ve başına siyahi bir lider geçmesi için ise 1994 yılına kadar beklemesi gerekti. Nelson Mandela, büyük uğraşları ve emperyalizme karşı başkaldırısı sayesinde, Afrika’ya demokrasi getirdi. Evet, Afrika’da on bin yıllardır siyahilerin yaşamasına rağmen, siyahi bir başkan 1994 yılından önce yoktu.


Demokrasinin tarihinden bahsettiğimize göre, demokrasinin oy vermekten ibaret olmadığını anlatabilirim. Değerli okurlarım, yukarıda bahsettiğim yılların öncesinde de oy kullanılıyordu. Buna rağmen, 2000’li yılların öncesinde dünyada demokrasi vardı demek biraz komik olur.

 

Demokrasi, sadece oy vererek değil; bütün herkesin yönetimde eşit söz sahibi olmasıyla olur. Bu yüzden, yöneticilerin bir eşitsizlik yaptığını düşünüyorsanız, demokrasiye sahip çıkmanız gerekli. Zira demokraside, bizim fark edemediğimiz ancak sizin fark ettiğiniz eksiklikler bulunabilir.

Yönetimde, herkesin eşit söz sahibi olması gerekli. Olay, bir temsilci seçip, 4 yıl sonra o temsilciyi değiştirmekle bitmiyor. Temsilcileri denetlemek, yetkilerini kısıtlamak, bizim derdimizi ve biz gibi olmayanların dertlerini temsilcilere anlatmak, demokrasiye inancı olan her vatandaşın görevi.

Bunu yapmanın, çeşitli yolları bulunuyor. Demokrasinin bize sağladığı bir hak olan, yönetimde söz sahibi olmanın en kolay üç yolu var. İlki, siyasi partilere üye olmak ve o partilerde görev almak. İkincisi, sivil toplum kuruluşlarında görev almak. Üçüncüsü, sendikalara üye olmak.

Siyasi partilerde görev yapmaktan başlayacağım. Şehrimizde, birçok siyasi partinin il ve ilçe başkanlığı bulunuyor. Aynı partilerin, kadın ve gençlik örgütleri de bulunuyor. Siyasi partilerde görev yapmak, (Eğer, birilerine adamlık yapmıyorsanız.) size çok şey katar. Siyasi görüşü sizle benzer olan kişilerle beraber, yönetimde söz sahibi olabilirsiniz. Partinizdeki temsilci için oy toplayabilirsiniz, sorunlarınızı o temsilcilere anlatabilirsiniz. Ek olarak, kendinizde partilerin yönetim kurullarında görevli olarak, sınıfınızı (İşçi sorumlusu, esnaf sorumlusu vb.) temsil edebilirsiniz.

Derneklerin ve sivil toplum kuruluşlarının, birçok farklı varyasyonları bulunuyor. Bu yüzden, STK’lerde ne yapabileceğinizi anlatamıyorum.

Sendikalara geldiğimizde, işleyişler farklılaşabiliyor ancak temel olarak, hemen hemen her şey aynı. Katıldığınız sendika sayesinde, mesleğinizin sorunlarını yetkililere dile getirebilirsiniz. Eğer dinlemezlerse, anayasanın size sağladığı en doğal haklardan biri olan grev hakkınızı kullanabilirsiniz.


Demokrasinin, oy kullanmaktan ibaret olmadığını anladığınızı düşünüyorum. Demokrasiyi kullanmak kadar, demokrasiye sahip çıkmak da önemli. Üstünlerin adaletini değil, adaletin üstünlüğünü sağlamak için demokrasi çok önemli. Demokrasiyi savunmaktan korkmayın, zira demokrasi elden giderse söz söyleme hakkınız kalmayacak.