DOLAR 31,2000 % 0.17
EURO 33,8467 % 0.09
GRAM ALTIN 2.038,28 % 0,26
ÇEYREK A. 3.332,58 % 0,26
BITCOIN 1.908.845 6.843
ÜYE PANELİ
SON DAKİKA
hava

CUMHURİYETİ KORUMAK

Son Güncelleme :

25 Aralık 2023 - 17:44

CUMHURİYETİ KORUMAK

1776’da Amerikan Bağımsızlık Bildirisi yazıldıktan sonra bir kadın, bildirinin yazarlarından biri olan  Benjamin Franklin’ne  yönetim şeklimiz ne olacak diye sormuş.

Benjamin Franklin “ Cumhuriyet, hanımefendi, eğer koruyabilirseniz!” diye cevap vermiş.

Cumhuriyet’in kırılgan, korunması gereken bir şey olduğu daha o zamanlarda öngörülmüş.

Ne yazık ki, günümüzde demokrasi ile yönetilen bazı  ülkeler otokrat rejimlere dönüşüyor, demokrasi geriliyor.

OTOKRATLAŞMA EĞİLİMİ OLAN SİYASİ PARTİLERİ ÖNCEDEN FARK EDEBİLİR MİYİZ?

 

1978’de Juan Jose Linz, bir siyasi sistemin demokratik olup olmadığını belirlemek için bir “turnusol testi” önerdi.

Test üç kriterden oluşuyor:

Serbest ve adil seçimler: Tüm vatandaşların oy verme ve göreve aday olma hakkı olmalı ve seçimler sahtekarlık veya korkutmadan uzak bir şekilde yapılmalıdır.

Hükümetin halk tarafından kontrolü: Hükümet halka karşı sorumlu olmalı ve halk, performansından memnun kalmadığı takdirde hükümeti görevden alma yetkisine sahip olmalıdır.

Sivil özgürlükler: İnsanlar, ifade özgürlüğü, toplanma özgürlüğü ve basın özgürlüğü gibi temel sivil özgürlüklerden yararlanmalıdır.

Linz, bu üç kriteri karşılayan herhangi bir siyasi sistemin, mükemmel olmasa bile, demokrasi olarak kabul edilebileceğini savundu.

Ayrıca, bu kriterlerin demokratik olduğunu iddia eden, her sistem için gerekli olduğunu savundu.

Linz’in turnusol testi demokrasi teorisi alanında etkili olmuştur ve sıklıkla dünya çapındaki demokrasilerin kalitesini değerlendirmek için kullanılmaktadır.

Ancak bazı eleştirmenler, testin çok basit olduğunu ve farklı ülkelerde demokrasinin alabileceği pek çok farklı biçimi hesaba katmadığını savunuyor.

Test, fazla Avrupa merkezli olduğu ve dünyadaki demokratik deneyimlerin çeşitliliğini dikkate almadığı için eleştiriliyor.

Bu eleştirilere rağmen Linz’in turnusol testi demokrasilerin kalitesinin değerlendirilmesinde önemli bir araç olmaya devam ediyor.

 

LİNZ’İN TURNUSOL TESTİ NASIL GELİŞTİRİLEBİLİR?

 

17 Mayıs 2023’te internette yayınlanmış bir makale bu konuyu ele alıyor (*).

Yazarlar Linz’in testine ek olarak bir “Çoğulculuk Karşılığı Endeksi” oluşturuyor.

Makalenin özeti:

“Son zamanlarda dünya genelinde artan demokratik gerilemeler (üçüncü otokratlaşma dalgası), konuyla ilgili yeni nesil araştırmaların fitilini ateşledi.

Akademisyenler, çağdaş demokrasiye yönelik asıl tehdidin, demokratik normları yavaş yavaş aşındıran, demokratik olarak seçilmiş yöneticilerden kaynaklandığı konusunda hemfikirdir.

Geleceğin otokratlarını, seçimlerde iktidar kazanmadan önce tespit etmek mümkün müdür?

Linz (1978) ve Levitsky ve Ziblatt (2018), demokratik normlara olan bağlılık eksikliğinin, otokratikleşmeye aday kişilerin, göreve gelmeden önce ortaya çıktığını öne sürmektedir.

Bu makale, popülizm veya aşırı ideoloji yerine çoğulculuk karşıtlığı kavramının bunu kapsadığını ileri sürmektedir.

Bu argümanın ilk sistematik ampirik testini sağlamak amacıyla yeni bir Çoğulculuk Karşıtlığı Endeksi (ÇKE) oluşturmak için 1970’den 2019’a kadar dünya çapındaki hemen hemen tüm ilgili siyasi partilere ilişkin V-Parti sitesindeki uzman kodlu yeni bir veri setini kullanıyoruz.

ÇKE ve Linz’in turnusol testi göstergelerinin, liderlerin  ve partilerin, iktidara gelmeleri halinde demokrasiyi raydan çıkaracaklarına işaret ettiğini doğrulayan, önemli kanıtlar verdiğini buluyoruz.”

 

 

“ÇOĞULCULUK KARŞILIĞI ENDEKSİ” NEDİR?

 

Yazarlar https://www.v-dem.net/ sitesinde bulunan bilgileri kullanarak aşağıdaki soruların cevaplarını araştırıyorlar:

  • Demokratik sürece düşük bağlılık : “Seçimden önce, bu siyasi partinin liderliği çok partili özgür ve adil seçimlere, ifade, medya, toplanma ve örgütlenme özgürlüğüne ne ölçüde açıktı?”
  • Siyasi muhaliflerin şeytanlaştırılması : “Seçimden önce, bu partinin liderleri rakiplerine karşı ciddi kişisel saldırılar veya şeytanlaştırma taktikleri kullandı mı?”
  • Siyasi şiddeti teşvik etme : “Bu partinin liderliği, ülke içindeki siyasi rakiplere karşı şiddet kullanılmasını açıkça caydırmaya çalışıyor mu?”
  • Temel azınlık haklarına saygısızlık : “Bu partinin liderliğine göre, azınlıkların haklarını ihlal edecek olsa bile çoğunluğun iradesi geçerli mi?”

Yazarlar çalışmalarının sonunda konuyu toparlayan bir “Çoğulculuk Karşıtlığı Endeksi ( ÇKE) ”geliştiriyorlar.

 

169 ülkede 1.560 seçimdeki 1.955 siyasi partiyi veya toplam 6.330 parti seçim yılı birimini kapsayan bilgileri içeren grafikte görüldüğü gibi otokrat yönetimlerde ÇKE 0.85, demokrasilerde 0,28 bulunuyor.

Bu grafik  iktidar partilerinin ÇKE’si (x ekseni) ile seçim demokrasisi düzeyi (y ekseni) arasındaki ilişkiyi gösteriyor: iktidar partileri çoğulculuk karşıtı hale geldikçe demokrasi düzeyi düşüyor.

Siyasi partiler noktalı dikey çizginin sağına doğru hareket ettiğinde (0,43 ÇKE değerinde), çoğulculuk karşıtı olarak kabul edilirler.

Polonya Hukuk ve Adalet Partisi (PiS), Macar Fidesz ve Türkiye Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) yelpazenin çoğulcu kısmında puanlarla başlarken, giderek çoğulculuk karşıtı hale geldi ve bunu otokratikleşme takip etti.

 

SONUÇ

 

Bu çalışma, küresel bir örneklemde, ÇKE’de yüksek puan alan partilerin ve dört göstergenin aslında iktidara gelmeden önce çoğulculuk karşıtı söylemlerinin ciddiye alınması gerektiğini niceliksel olarak gösteren ilk analizdir.

Bu bulgular hem Linz’in turnusol testi fikrini, hem de dört gösterge ve Çoğunluk Karşılığı Endeksini doğruluyor.

Kötü sonucu önceden görmek,ve tedbir almak önemli.

“Akıl,sonradan ah çekmek için değil, düşünüp tedbir almak içindir ! “ Hz. Mevlana

 

(*) Medzihorsky,J.,Lindberg, S.I. Walking the Talk: How to Identify Anti-Pluralist Parties. https://doi.org/10.1177/13540688231153092

 

YORUM ALANI

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.